Ünlü ressam Vincent Van Gogh’un doğum günü olan 30 Mart, tüm dünyada ve Türkiye’de
bipolar bozukluk farkındalık ve anma günüdür. Bu yıl Türkiye’de 4.sü düzenlediğimiz
bu etkinlikle hoşgeldiniz.
Bizler, ülkemizde yaklaşık iki milyon kişiyi etkileyen bir hastalıkla yani bipolar
bozuklukla yaşamını sürdüren ve sürdürmeye çalışan kişileriz. Bu durumdan doğrudan
ya da dolaylı olarak etkilenen aile bireyleri ve yakınlarımızla tahminen altı milyon
kişiyiz. Çoğunlukla 15-35 yaş arası genç erişkinlikte ortaya çıkan bipolar bozukluk
yaşam boyu sürmesi sebebi ile hepimizin hayatlarında önemli yere sahiptir.
Bipolar bozukluk tanısının konulması zordur fakat çoğunlukla tanının konulması uzun
zaman alır. Tanının konulması ile birlikte ilk zamanlar durumu kabullenmekte
zorlanır insan. Anlam veremez, kavrayamaz ve neden ben diye sorar. Aileler için de
durum aynıdır ve onlar en çok “Biz nerede hata yaptık?” diye sorarlar. Hastalığın
kendi zorluğu içinde yaşanır bütün bu karmaşalar. Bozukluğun kişi ve yakınları
tarafından kabul edilmesi ve gizlenmesinin nedeni toplumsal damgalamadır. Bipolar
bozukluğu olan kişi, bir anne, baba, çalışan, müdür, öğrenci ya da yönetici yani
herkes olabilir. Hastalığın kabul edilmesi sürecinde içinde bulunulan sosyal roller
ve ilişkiler zarar görebilir; çünkü bipolar bozukluk ile yaşam hem hastanın kendisi
hem de yakınları için oldukça zordur. Hastalığın tedavi sürecinde ailelerin ve hasta
yakınlarının hastalık hakkında bilgi sahibi olmaları, sabırlı, anlayışlı
davranmaları önemlidir. Ailelerin tedavi ile ilgili gerçekçi düşüncelere sahip
olması, iyileşmenin zaman alabileceğini ve atakların tekrarlayabileceğini bilmeleri
gerekir. Aşırı koruyucu, eleştirel ya da zorlayıcı tutumlar sergilemeleri iyileşme
sürecinde olumsuz etkiye sahiptir. Bu süreçte en iyisi, hastanın koşulsuz şartsız
ailesini ve yakınlarını yanında hissetmesi, onlar tarafından anlaşıldığını
hissetmesidir.
Bipolar bozukluk tedavisi, uzun solukludur, sabır gerektirir ve yaşam boyu sürer.
Uygulanan koruyucu tedaviler ile atak zamanlarının dışında dengeli ve düzenli bir
yaşam sürmek mümkündür.
Bipolar bozuklukla mücadele ederken çözüm beklediğimiz başlıca sorunlarımız:
* Birçok bipolar hastasının yeterli ve düzenli ruh sağlığı hizmeti alamaması.
* İlaç tedavilerini destekleyen psikoterapilerin kamuya bağlı sağlık kurumlarında
ve sosyal güvence kapsamındaki hizmetlerde yok denecek kadar az olması.
* Çoğu özel sağlık sigortalarının tüm psikiyatrik tedavileri kapsam dışı bırakması.
* Bipolar bozukluğu yaşamış kişilerin mesleki ve sosyal kayıplarına yönelik
rehabilitasyon hizmetlerinin yetersizliği.
* Hukuki ve medeni hakların kullanımında ve sürece aktif katılımda zorluklar.
* Yanlış ve eksik bilgilenmeye dayalı DAMGALAMA.
* DAMGALANMA.
Bu bağlamda bipolar bozukluk ile yaşayan herkese bazı önerilerde bulunmak istiyoruz:
* Aile bireyleri ile rahatsızlığınızı paylaşın.
* İlaçların gerekli ve faydalı olduğuna inanın.
* Hastalığınızı kabul etmeye çalışın.
* Kendinize güvenilir sosyal çevre edinin ve ilişkiler kurun.
* Stresli durum ve ortamlardan kendinizi koruyun.
* Düzenli ve yeterli sürede uyumaya özen gösterin.
* Vardiyalı ve yoğun tempolu işlerde çalışmaktan kaçının.